Health Sciences Journal of Adıyaman University

Health Sciences Journal of Adıyaman University

Basic info

  • Publisher: Adıyaman Üniversitesi
  • Country of publisher: turkey
  • Date added to EuroPub: 2019/Dec/14

Subject and more

  • LCC Subject Category: Health Care Sciences & Services, Medicine
  • Publisher's keywords: Medicine, Health
  • Language of fulltext: english, turkish

Publication charges

  • Article Processing Charges (APCs): No
  • Submission charges: No
  • Waiver policy for charges? No

Editorial information

Open access & licensing

  • Type of License: CC BY
  • License terms
  • Open Access Statement: Yes
  • Year open access content began: 2015
  • Does the author retain unrestricted copyright? False
  • Does the author retain publishing rights? False

Best practice polices

  • Permanent article identifier: DOI
  • Content digitally archived in: LOCKSS
  • Deposit policy registered in: None

This journal has '173' articles

Beden Dismorfik Bozukluğu Olan İki Hastada Tedavi Niyetine Madde Kullanımı: Olgu Sunumu

Beden Dismorfik Bozukluğu Olan İki Hastada Tedavi Niyetine Madde Kullanımı: Olgu Sunumu

Authors: Emel KOYUNCU KÜTÜK, Mustafa ÇELİK, Hilmiye Nesrin DİLBAZ
( 0 downloads)
Abstract

Madde kullanım bozuklukları beden dismorfik bozukluğu olan hastalarda sık görülen ek tanılar arasında yer almaktadır. İki hastalığın bu şekildeki yüksek birlikteliği ortak bir etiyolojiyi ya da beden dismorfik bozukluk hastalarında tedavi niyetine madde kullanımını akla getirmektedir. Bu yazıda beden dismorfik bozukluğu belirtileri arttıktan sonra madde kullanımı başlayan ve şiddeti giderek artan iki olgu sunulmakta ve bu vakalar ışığında tedavi niyetine madde kullanımı kavramı tartışılmaktadır.

Keywords: Beden dismorfik bozukluğu, madde kullanımı bozukluğu, esrar kötüye kullanımı
Kayısının Sıçanlarda Kemik Mineral Yoğunluğu ve Morfometrik Ölçümler Üzerine Olan Etkilerinin Araştırılması

Kayısının Sıçanlarda Kemik Mineral Yoğunluğu ve Morfometrik Ölçümler Üzerine Olan Etkilerinin Araştırılması

Authors: Zümrüt DOĞAN, Filiz ÇİLEDAĞ ÖZDEMİR, Özlem ÇAĞAN, Ersoy KEKİLLİ, Mehmet ALADAĞ, Yusuf TÜRKÖZ
( 0 downloads)
Abstract

Amaç: Sağlıklı bir yaşam için büyüme, gelişme ve metabolik faaliyetlerin düzenliliği esastır. Organizma ancak besin maddelerini yeterli düzeyde temin ettiği sürece bu dengeyi devam ettirir. Kayısı günlük hayatta kolaylıkla temin edilebilen potasyum ve vitaminlerce zengin bir besin maddesi olup içerdiği kuvvetli antioksidanlar nedeniyle vücutta birçok koruyucu özelliğe sahiptir. Kayısının farklı koruyucu etkilerinin ortaya çıkartılabilmek için; sıçanlarda gebelik ve puberte dönemlerinde tüketilen organik kuru kayısının, yavrunun femur boynu ve çenesinde kemik mineral yoğunluğu (KMY) ve morfometrik ölçümler üzerine olan etkilerini araştırdık.Yöntem: İNÜTFDEHÜM’ de üretilen 27 adet genç dişi Wistar albino türü sıçan kullanılarak gebelik oluşturuldu. Dişi yavrular rastgele 5 gruba ayrılarak gruplara uygun olacak şekilde %10 oranında kayısılı yem ile beslendi. Çalışma sonunda omuz-kalça eklemi arası mesafe, femur ve tibiada boy ölçümleri yapıldı.Sonuç: Gebelik ve puberte dönemlerinde tüketilen organik kuru kayısının sıçanların kemik dokusu KMY ve morfometrik ölçümler üzerine anlamlı etkisi olmadığı gözlendi.

Keywords: Kayısı, sıçan, kemik mineral yoğunluğu
Üniversite Öğrencilerinin Problem Çözme Becerilerinin Değerlendirilmesi

Üniversite Öğrencilerinin Problem Çözme Becerilerinin Değerlendirilmesi

Authors: Nurten ELKİN, Funda KARADAĞLI
( 0 downloads)
Abstract

ÖzetAmaç: Araştırma sağlık bilimleri yüksekokulunun tüm bölüm ve sınıflarında eğitim gören ve çalışmaya katılmayı kabul eden üniversite öğrencilerinin problem çözme becerilerini değerlendirmek amacıyla yapılmış, tanımlayıcı kesitsel tipte bir çalışmadır.Yöntem: Araştırmanın evrenini, İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde 2014-2015 eğitim-öğretim yılı sağlık bilimleri yüksekokulunun tüm bölümlerinde öğrenim gören 1116 öğrenci, örneklemini ise araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden, bilgilendirilmiş izin alınan 596 öğrenci oluşturdu. Verilerin toplanmasında, Öğrenci Bilgi Formu ve Problem Çözme Envanteri kullanıldı. Verilerin analizi, frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile yapıldı.Bulgular: Elde edilen veriler sonucunda, öğrencilerin yaş ortalamasının 20.35±2.15 olduğu % 72.0’ının kadın, % 28.0’ının erkek olduğu saptandı. Öğrencilerin%21.6’sı hemşirelik, % 21.6’sı fizyoterapi ve rehabilitasyon, %11.6’sı beslenme ve diyetetik, %16.6’sı sosyal hizmet, %11.4’ü çocuk gelişimi, %11.2’si odyoloji, %3.4’ü sağlık yönetimi bölümünde, %2.5’i sağlık kurumları işletmeciliği bölümünde eğitim görmekteydi. Araştırmada öğrencilerin problem çözme becerilerinin orta düzeyde olduğu görüldü. Öğrencilerin cinsiyet, eğitim gördükleri bölüm, sınıf, bitirdiği lise türü, okul öncesi eğitim alma durumu, çocukluğunun büyük bölümünü geçirdiği yerleşim birimi, gelir düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi, aile tipi, kardeş varlığı, ebeveyn çocuk yetiştirme tarzı, akademik başarı algısı, samimi arkadaş ve hobi varlığı ile problem çözme eğitimi alma durumu değişkenleri ile Problem Çözme Envanteri toplam puan ortalamaları karşılaştırıldığında, toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmedi.anlamlılık tespit edilmedi. Sonuç: Öğrencilerin problem çözme becerilerinin çok iyi düzeylerde olmadığı saptanmış olup, bu becerileri geliştirecek derslere müfredatta yer verilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

Keywords: Problem Çözme, Problem Çözme Envanteri, Sağlık Bilimleri, Öğrenci
Spontan Vetriküler Kanamaya Bağlı Oluşan Hidrosefalide Kullanılan Drenaj Kit Türünün Mortalite Üzerindeki Etkileri

Spontan Vetriküler Kanamaya Bağlı Oluşan Hidrosefalide Kullanılan Drenaj Kit Türünün Mortalite Üzerindeki Etkileri

Authors: Cem YÜCETAŞ, Necati ÜÇLER, İlyas DOLAŞ, Mehmet UÇAR, Yusuf EHİ, Yaşar ALTUN, Süleyman KILINÇ
( 0 downloads)
Abstract

Amaç: Çalışmamızın amacı ventriküler kanama sonucu gelişen hidrosefalide kullanılan klasik şant ile monitorlu şantların mortalite üzerindeki etkilerini incelemektir. Yöntem: Nisan 2011-Ağustos 2014 tarihleri arasında birden fazla merkezde takip edilen 60 (35’i bayan, 25’i erkek) vetriküler kanamaya bağlı hidrosefali vakası retrospektif olarak analiz edildi. Hastalar iki gruba ayrıldı. Grup 1’de ki 30 hastaya klasik vetriküler drenaj seti takıldı. Grup 2’de ki 30 hastaya ise mönitorlu ventriküler drenaj seti takıldı. Hastalar rastgele seçildi ve tüm hastaların geliş Glaskow Koma Skorları kaydedildi. Bulgular: Birinci grup da Glaskow Koma Skoru 6’nın altında olan hastalardan 10 hasta, Glaskow Koma Skoru 6’nın üzerinde olan 5 hasta eksitus oldu. İkinci grup da ise Glaskow Koma Skoru 6’nın altında olan 7 hasta, Glaskow Koma Skoru 6’nın üzerinde olan 3 hasta eksitus oldu. Birinci grup da 4 ve ikinci grup 2 hastaya da kalıcı ventriküloperitoneal şant takıldı. Sonuç: Kullanılan şant sistemleri arasında maliyet farkının fazla olmasına rağmen, her iki grup arasında mortalite açısından anlamlı fark bir tespit edilmemesine rağmen ve mortalite üzerine ilk geliş Glaskow Koma Skorunun daha anlamlı olduğu tespit edilmiştir.

Keywords: Eksternal ventriküler drenaj, hidrosefalus, talamik kanama
Araştırma Makalesi Adıyaman Hastanelerine Başvuran KOAH’lı Hastalarda Antioksidan Sistem Enzim Aktivitelerinin İncelenmesi

Araştırma Makalesi Adıyaman Hastanelerine Başvuran KOAH’lı Hastalarda Antioksidan Sistem Enzim Aktivitelerinin İncelenmesi

Authors: Devrim TAŞKIN, Muhittin ÖNDECİ, Serap YALIN, Füsun FAKIOĞLU, Ülkü ÇÖMELEKOĞLU, Sedat YILMAZ, Abdullah ARPACI
( 0 downloads)
Abstract

Amaç: Adıyaman’da yaşayan kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda antioksidan sistem enzimlerinden süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), paraoksonaz 1 (PON 1) enzim aktivitelerinin lipid peroksidasyonu ürünlerinden malondialdehid (MDA) düzeyleri incelendi. Bölgedeki ilk çalışma oldu. Yöntem: Adıyaman Eğitim ve Araştırma hastanelerine başvuran olgulardan alınan kan örneklerinde lipid peroksidasyonunu belirlemek için malondialdehit (MDA) düzeylerine, antioksidan düzeylerini belirlemek için ise katalaz, paraoksonaz 1 (PON1) ve süperoksitdismutaz (SOD) aktivitelerine bakıldı. EDTA’lı tüplere alınan venöz kan örnekleri 10 dakika 3000 rpm’de santrifüj edilerek plazmaları ayrıldı ve analiz yapılana dek -20oC’de saklandı. SOD, MDA PON1 ve CAT değerleri bakımından kontrol, KOAH grupları arasındaki istatistiksel farklılıkların test edilmesinde ANOVA ve alt grup karşılaştırmalarında LSD çoklu karşılaştırma testleri kullanıldı. Tanıtıcı istatistik olarak ortalama ± standart sapma değerleri verildi ve değişkenler için Error bar grafikleri çizildi. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre MDA düzeyleri kontrol grubunda 6,88 ± 2,14nmol/L iken, KOAH’lı hastalarda 12,88 ± 6,01 nmol/L olarak bulundu. Plazma katalaz seviyeleri kontrol grubunda 48,23 ± 18,86 U/L iken, KOAH’lı hastalarda 17,09 ± 8,82 U/L olarak tespit edildi. Plazma PON aktiviteleri kontrol grubunda 45,89 ± 16,46 U/L iken, KOAH’lı hastalarda 28,52 ± 14,85U/L olarak saptandı. Plazma SOD aktiviteleri kontrol grubunda 60,36 ± 20,29U/L iken, KOAH’lı hastalarda 33,44 ± 12,32U/L olarak ölçüldü. KOAH olgularının verileri, kontrol grubunun verileri ile karşılaştırıldığında plazma MDA konsantrasyonunda istatistiksel olarak anlamlı bir artışın (p

Keywords: KOAH, oksidatif stres, superoksid dismutaz, katalaz, paraoksonaz 1, malondialdehid
Adriyamisinin Neden olduğu Kalp Yetmezliğinde HMGB-1 ve AMPK’nin Olası Etkileri

Adriyamisinin Neden olduğu Kalp Yetmezliğinde HMGB-1 ve AMPK’nin Olası Etkileri

Authors: Celal GÜVEN, Eylem TAŞKIN
( 0 downloads)
Abstract

Adriyamisin (ADR), kanser tedavisinde yaygın olarak kullanılan antikanser bir ilaçtır. ADR kalp, karaciğer, böbrek, testis gibi birçok dokuda toksik etkiye sebep olur. Fakat en çok kalp dokusunda bu toksik etkisi ortaya çıkar. ADR’ nin kalp yetmezliğine yol açan mekanizma/mekanizmaları hala tam olarak aydınlatılamamıştır. Bundan dolayı kalp yetmezliğine yönelik etkin bir tedavi de hala geliştirilememiştir. Günümüze kadar yapılmış çalışmalarda en yaygın görüş, bu toksik etkiye reaktif oksijen türleri’nin (ROS) aracılık ettiğidir. HMGB1 (High Mobility Group Box 1), türler arasında oldukça iyi korunmuş bir kromatin proteindir. HMGB1, çekirdekte transkripsiyon faktörleri, DNA’nın histon proteinleri ile ilişkilidir. HMGB1 DNA’yı organize eder ve transkripsiyonu düzenler. Bu protein hücrenin sağ kalım ve ölüm yolakları ile ilişkilidir. Yapılan çalışmalarda, HMGB1’nin sadece stres durumlarında değil, aynı zamanda patolojik koşullarda da salgılandığı gösterilmiştir. HMGB1 apoptozisi uyarır. ADR, mitokondride üretilen enerji miktarının azalmasına neden olur. Normal koşullarda, hücrede tüketilen ATP neticesinde AMP/ATP oranı artmaktadır. Bu artış AMP-aktive edilmiş kinaz (AMPK) aracılığıyla hücrede depolanan ATP’nin kullanılmasını sağlar. ADR’nin neden olduğu enerji stresinin AMPK sistemini aktive etmesi beklenir. Fakat ilginç bir şekilde ADR’nin AMPK’ı baskıladığı gösterilmiştir. Mitokondriyal enerji üretiminin azalmasına ek olarak AMPK sisteminin baskılanması kalp kası hücrelerinde enerji açığının artmasına ve apoptozis sürecinin hızlanmasına katkı sağlıyor olabilir. AMPK de hücre sağ kalım ve ölüm sistemleri ile yakından ilişkili bir proteindir. AMPK’nin, baskılandığında apoptozisi çeşitli yollardan (KAS, p53 vb) aktive ettiği bulunmuştur. ROS’un ADR’nin kardiyotoksisitesine aracılık ettiği kanısından dolayı da tedavi için antioksidan maddeler kullanıldı ve sadece kalp yetmezliğinin hafifletilebildiği bildirilmektedir. Dolayısıyla, ADR’nin kalp yetmezliğini başlatan sinyal molekülünü bulmaya odaklanmak bu sorunun çözümünü sağlayabilir.

Keywords: Adriyamisin, AMPK, HMGB1, Kalp yetmezliği, ROS
Derleme Beyin Ölümü Tanısının Önemi

Derleme Beyin Ölümü Tanısının Önemi

Authors: Öznur ULUDAĞ
( 0 downloads)
Abstract

Özet Günümüzde organ nakli bekleyen hastaların sayısı giderek arttığı için yoğun bakımlarda beyin ölümü tanısı koymak ve iyi bir donör bakımı yapabilmek daha önemli hale gelmiştir. Beyin ölümü tanısının doğru ve gecikmeden konmasında anestezistlerin ve yoğun bakım uzmanlarının tıbbi ve hukuki açıdan önemli sorumlulukları vardır. Bu yazıda beyin ölümü tarihçesi, tanı kriterleri, ve ülkemizdeki hukuk mevzuatı sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Beyin ölümü, tarihçe, hukuki mevzuat, tanı kriterleri, organ nakli

Keywords: Beyin ölümü, tarihçe, hukuki mevzuat, tanı kriterleri, organ nakli
Dev Gastrik Trikobezoar: Bir Rapunzel Sendromu Olgusu ve Literatür Derleme

Dev Gastrik Trikobezoar: Bir Rapunzel Sendromu Olgusu ve Literatür Derleme

Authors: Sinan HATİPOĞLU, Abdullah ATLIHAN, Elmir BAYRAMOĞLU
( 0 downloads)
Abstract

ÖzetBezoar, sindirilemeyen yabancı maddelerin yetersiz çiğneme ve öğütme, mide çıkış yolu obstrüksiyonu, mide boşalmasında bozukluk gibi birçok faktör etkisi ile mide ve/veya ince barsakta birikmesi sonucu oluşan bir kitledir.Normalde büyük miktarlarda sindirilemeyen yabancı cisimler gastrointestinal sistemden temizlenebilir. Bezoar oluşumunda, mide ve gastrointestinal sistem anatomi ve fizyolojisindeki değişiklikler ile alınan yabancı maddenin ısrarlı olarak alımı sorumludur. Devamlı olarak alınan yabancı maddeler lifli sebzeler ise fitobezoar, hayvansal yağlar ve kıllar ise trikobezoar veya antiasit gibi ilaçlara bağlı ise farmobezoar denilir. Mide bezoarları sıklıkla mide cerrahisi sonrası oluşmakta olup mide cerrahisi öyküsü bulunmayan kişilerde sıklıkla kendi saçlarını koparmak ve yutmak için dayanılmaz istek duyduğu psikiyatrik problemlerin olduğu trikotilomani bulunur. Gastrik bezoar; enzim kullanımına dayanan medikal yöntemle, endoskopik veya cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir. Bu vaka sunumunda, cerrahi olarak tedavi ettiğimiz genç bir bayan hastada mide çıkışında darlığına sebep olmuş bir dev gastrik trikobezoar (Rapunzel Sendromu) vakasını mevcut literatürü gözden geçirerek sunduk.

Keywords: Karın ağrısı, bezoarlar, trikobezoar, rapunzel sendromu, trikotillomani
Epileptik Nöbet Sonrası Vertebra Kırık Sıklığı

Epileptik Nöbet Sonrası Vertebra Kırık Sıklığı

Authors: Necati ÜÇLER, Şeyho Cem YÜCETAŞ, Süleyman KILINÇ, İlhan ÇAĞ, Yusuf EHİ, Serdal ALBAYRAK, Can Hakan YILDIRIM
( 0 downloads)
Abstract

Amaç: Epileptik nöbet sonrası gelişen omurga kırıklarının görülme ve yerleşim yeri sıklığı sonuçlarımızı sunmak. Yöntem: Bu çalışma Ocak 2010-Mayıs 2014 tarihleri arasında epileptik nöbet sonrası travmaya bağlı vertebra kırığı olan, üç merkezdeki hastaların (N=340) kayıtlarının retrospektif olarak incelenmesi ile yapıldı. Çalışmaya epileptik nöbet sonrası nörolojik ve radyolojik muayenelerine göre omurga kırığı tanısı olan hastalar dahil edildi. Bulgular: Vertebra kırığı tespit edilen 40 hastanın 8’sinin servikal bölgede kırığı vardı: bunların da 2’sinde korpus kırığı, 6’inde hasta spinöz proseslerinde kırık tespit edildi. Torakal bölgede toplamda 17 hastanın 13’ünde korpus kırığı ve 4’ünde spinöz proseslerinde kırığı tespit edilirdi. Lomber bölgede ise 15 hastada kırık tespit edildi. Bunların 4’ünde korpus ve 11 ise spinöz proseslerinde kırık tespit edildi. Epileptik nöbet sonrası korpus yaralanması en sık torakalde ve proses yaralanması ise en sık lomber bölgede görüldü. Çıkan sonuçlar %95 güven aralığında idi, P=

Keywords: Epileptik nöbet, vertebra, fraktür
0-6 Yaş Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik İlk Yardım Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin Belirlenmesi

0-6 Yaş Çocuğu Olan Annelerin Ev Kazalarına Yönelik İlk Yardım Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin Belirlenmesi

Authors: Sinan ASLAN, Maksude YILDIRIM, Aygül TUNÇDEMİR, Emine GEÇKİL
( 0 downloads)
Abstract

Amaç:Bu çalışma, 0-6 yaş çocuğu olan annelerin ilk yardım konusundaki bilgi düzeylerinin belirlemesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, Adıyaman Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne 01 Kasım- 31 Aralık 2010 tarihlerinde başvuran 0-6 yaş çocuğu olan 351 anneye uygulanmıştır. Anket formu, 9 soruluk kişisel bilgi formu ve Dereli ve arkadaşları tarafından hazırlanan 54 soruluk ilk yardım bilgi düzeyi formu olmak üzere toplam 63 sorudan oluşmaktadır. İlk yardım bilgi puanı en fazla 54 puan olarak hesaplanmıştır. Veriler SPSS 11.5 paket programında değerlendirilmiş, analizinde yüzde, tek yönlü varyans analizi (Oneway Analysis of Variance-ANOVA) ve bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular:Annelerin yaş ortalaması 28.82 ± 5.70’dir. Annelerin %56.7’si ilköğretim mezunu, %83.5’i çalışmadığını, %20.5’i ilk yardım ile ilgili eğitim aldığını, %19.4’ü evde ilk yardım çantası bulundurduğunu, %74.4’ü bazen ilk yardım gerektiren bir durumla karşılaştığını ve %30.6’sı düşme sonucu kırık, burkulma ve çıkık durumu ile karşılaştığını belirtmişlerdir. Annelerin ilkyardım bilgi puan ortalamaları 26.95 ± 6.56’dır. Annelerin yaşı, eğitim durumu, çalışma durumu, ilk yardım eğitimi alma durumu ve evde ilk yardım çantası bulundurma durumları ile ilk yardım bilgi ölçme formu puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p < 0.001). Sonuç ve öneriler:Annelerin eğitim durumu artıkça ilk yardım bilgi düzeyleri de artmaktadır. Bu sebepten dolayı annelere ilk yardım eğitim kursları ve görsel basında ilk yardım konusunda bilgi verilmelidir.

Keywords: Anne, kaza, ilk yardım, bilgi düzeyi
Üniversite Öğrencilerinin Alkol Kullanma ve Alkolün Kalp Sağlığı Üzerindeki Etkisini Bilme Durumu

Üniversite Öğrencilerinin Alkol Kullanma ve Alkolün Kalp Sağlığı Üzerindeki Etkisini Bilme Durumu

Authors: Sıdıka OĞUZ, Aslı GENÇ, Aynur TAZEL
( 0 downloads)
Abstract

Amaç: Bu araştırma üniversite öğrencilerinin, alkol alışkanlıkları ve alkolün kalp sağlığı üzerine etkisini bilme durumlarını belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem:Araştırma bir devlet üniversitesinin Sağlık Bilimleri ve Sosyal Bilimler bölümlerinde Ekim 2014-Şubat 2015 tarihleri arasında öğrenim gören öğrenciler arasında, kesitsel olarak ve tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Araştırma kapsamında toplam 602 öğrenciye anket uygulandı. İstatiksel analizler için yüzdelik, frekans, ortalama, ki-kare kullanıldı. Tüm testlerde anlamlılık seviyesi p < .05 olarak alındı. Bulgular: Yaş ortalaması 20.04±1.87 olan olguların %68.9’u kız olup %63’ ü Sağlık Bilimlerinde öğrenim gördüğü belirlendi. Olguların %38.2’ si alkolü deneyimlemiş ve %23.9,’u halen kullanmakta, %52.3’ünün özel günlerde kullanmakta olduğu bulundu. Olguların %26,7’sinin alkol deneme nedeni merak olup, %64.8’inin ise dini inancı nedeni ile alkol kullanmadığı saptandı. Olguların %73.3’ü alkolün kalp üzerine zararlı olduğunu, %28.2’sinin kalp sağlığına yararlı etkisi olduğu düşünmektedir. Sosyal Bilimlerde okuyan öğrencilerin Sağlık Bilimlerinde okuyanlara göre daha fazla alkol denediği bulundu (p < .001). Sağlık Bilimlerinde okuyan öğrencilerin diğer öğrencilere göre alkolün sağlığa etkilerini daha fazla bildiği belirlendi (p < .001). Sonuç: Sosyal Bilimlerde okuyan öğrencilerin daha fazla alkol denediği ve Sağlık Bilimleri öğrencilerinin, alkolün kalp sağlığı üzerine olumsuz etkilerini daha fazla bildiği bulundu.

Keywords: Üniversite Öğrencileri, Alkol Kullanımı, Kalp Sağlığı
İki Farklı Üniversitede Eğitim Gören Üniversite Öğrencilerinin Kilofobi Ve Fiziksel Aktivite Düzeyleri

İki Farklı Üniversitede Eğitim Gören Üniversite Öğrencilerinin Kilofobi Ve Fiziksel Aktivite Düzeyleri

Authors: Bircan ULAŞ KADIOĞLU, Fatoş UNCU, Feyza NAZİK, Mehtap SÖNMEZ
( 0 downloads)
Abstract

GiriĢ: Kilo fazlalığı ya da şişmanlık özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en önemli halk sağlığı problemlerinden biridir. Kilo fazlalığı olan ya da şişman olan kişilere karşı sergilenen olumsuz önyargılı tutum „Kilofobi‟ olarak ifade edilmektedir. Kilofobi üniversite öğrencilerinde yaygın olarak görülür. Fiziksel olarak aktif bir yaşam tarzının şişmanlığın önlenmesinde yararları olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Bu çalışmanın amacı iki farklı üniversitede eğitim gören hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin kilofobi ve fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesidir. Yöntem: Kesitsel tipte olan araştırma Aralık 2014 tarihinde 524 (429 kadın ve 95 erkek) üniversite öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Bu çalışmaya Fırat Üniversitesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Yüksekokulunda öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf hemşirelik ve ebelik öğrencileri dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak Kilofobi ölçeğinin (Fat Phobia Scale-FPS) kısa formu ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (International Physical Activity Questionnaire-IPAQ) kullanılmıştır. Kilofobi ölçeğinden alınan ortalama puan obeziteye yönelik önyargının ortalama değerini gösterir. Toplam fiziksel aktivite skoruna göre öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri „düşük‟, „orta‟ ve „yüksek‟ olarak sınıflandırıldı. Değişkenlerin karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklemler için t-testi kullanılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 21,16±2,03 yıl olan öğrencilerin çoğunluğu (%81,9) kadındır. Tüm katılımcıların kilofobi ölçeğinden aldıkları ortalama değer 3,02±0,59 idi. Erkeklerin (3,05±0,59) kilofobi düzeyi kadınlardan (3,01±0,59) yüksektir ancak istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur (p > 0,05). Hemşirelik öğrencilerinin kilofobi ölçeğinden aldıkları ortalama puan 2,97±0,59 ve ebelik öğrencilerinin kilofobi ölçeğinden aldıkları ortalama puan 3,11±0,59‟dur. Hemşirelik ve Ebelik öğrencilerinin kilofobi tutumları arasında anlamlı bir farklılık vardır (p < 0,05). Öğrencilerin okudukları sınıflara göre ortalama kilofobi puanları istatistiksel olarak farklı bulundu (p < 0,05). Toplam fiziksel aktivite skoruna göre öğrencilerin %17,2‟sinin fiziksel aktivitesi düşük, %62,4‟ünün orta, %20,4‟ünün yüksek düzeyde idi. Kilofobi ölçeğinden alınan ortalama puanlar açısından, fiziksel aktivite düzeyi düşük, orta ya da yüksek olan öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur (p > 0,05). Sonuç: Araştırma sonucunda hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin kilo fazlalığı olan veya obez olan bireylere yönelik orta seviyede olumsuz tutumlarının olduğu görüldü. Kilofobi, obezite ve fiziksel aktivite konusunda eğitim programları ve seminerler verilmesi önerilebilir.

Keywords: Üniversite öğrencileri, Kilofobi, Fiziksel aktivite
İş Sağlığı Ve Güvenliği Bölümü Öğrencilerinin Cinsiyete Göre Fiziksel Aktivite Düzeylerinin İncelenmesi

İş Sağlığı Ve Güvenliği Bölümü Öğrencilerinin Cinsiyete Göre Fiziksel Aktivite Düzeylerinin İncelenmesi

Authors: Fatoş UNCU, Bircan ULAŞ KADIOĞLU, Feyza NAZİK
( 0 downloads)
Abstract

Giriş: Fiziksel inaktivite giderek artan bir sorundur. Aktif yaşam tarzının artırılması, ulusal ve uluslararası halk sağlığı önerilerinin önemli bir bileşenini oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı Bingöl Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerini saptamak ve cinsiyete göre incelemektir. Yöntem: Tanımlayıcı türdeki bu çalışma 24 Kasım-12 Aralık 2014 tarihlerinde Bingöl ilinde İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü’nde öğrenim gören 280 üniversite üniversite öğrencisi ile yürütüldü. Fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ International Physical Activity Questionnare) ile belirlendi. Elde edilen bulguların değerlendirilmesinde Ki-kare testi ile Mann Whitney U testi kullanıldı. Bulgular: Yaş ortalaması 19.97±1.91 yıl öğrencilerinin %59.3’ü (n=166) erkek ve %40.7’si (n=114) kız öğrencidir. Fiziksel aktiviteye bağlı haftalık enerji tüketimi ortalaması 2201.92±2463.52 MET-dakika (dk) idi. Erkek öğrenciler (2084.07±2838.41 MET-dk) ve kız öğrenciler (1325.12±1382.80 Met-dk) arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi (p < 0.05). Erkek öğrencilerin şiddetli ve orta derceli fiziksel aktivite ve yürüme süreleri kız öğrencilerden anlamlı olarak daha fazla bulundu (p < 0.05). Çalışmaya katılanların toplam fiziksel aktivitelerine göre %23.2’si inaktif, %51.8’i minimum aktif ve %25.0’i sağlık için yeterli düzeyde aktiftir (Health-EnhancingPhysical Activity-HEPA). Erkek ve kız öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p < 0.05). Sonuç: Sonuç olarak İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü erkek öğrencilerinin tüm alt gruplarda kız öğrencilerden fiziksel olarak daha aktif olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin sadece dörtte biri sağlık için yeterli düzeyde aktivite yapmaktadır. Fiziksel aktivite düzeyini artırmaya yönelik uygulamalar önerilebilir.

Keywords: Üniversite öğrencileri, Fiziksel aktivite, Anket
Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Öğrencilerinde Premenstrual Sendrom Görülme Sıklığı

Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Öğrencilerinde Premenstrual Sendrom Görülme Sıklığı

Authors: Nurten ELKİN
( 0 downloads)
Abstract

Amaç: Üniversite öğrencilerinde premenstrual sendrom görülme sıklığını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Yöntem: Araştırmanın örneklemini 2014-2015 eğitim öğretim yılında eğitim gören 426 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak öğrenci bilgi formu ve Premenstrual Sendrom Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelik dağılım, t testi ve ANOVA analizleri kullanılmıştır.Sonuç: Araştırmaya katılan öğrencilerde Premenstrual Sendrom sıklığı %43 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin Premenstrual Sendrom Ölçeği puan ortalaması 123.63±36.62 (Min44- Max219)dir. Premenstrual sendrom ölçeği puan ortalamalarının düzensiz adet gören ve dismenoresi olan öğrencilerde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Aile öyküsü olanlarda da Premenstrual sendrom puan ortalaması daha yüksek bulunmuş olup, istatistiksel olarakanlamlılık tespit edilmiştir. Öğrencilerin %71’inin premenstrual dönemde iştah değişimi, %60’ının ağrı, %58’inin sinirlilik, %56’ının uyku değişimi, %54’ünün depresif duygulanım%54’ünün şişkinlik, %51’inin yorgunluk, %32’inin depresif düşünceler ve %31’inin anksiyeteyi deneyimlediği saptanmıştır. Ağrılı adet görme ve adet öncesi problemler için bir sağlık kurumuna başvuranların oranı %33.6 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmadaöğrencilerin yarısına yakınında premenstrual sendrom tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinde Premenstrual sendrom’un olumsuz etkilerini azaltmak için sağlık çalışanları öğrencilere eğitim ve danışmanlık hizmeti vermelidir.

Keywords: Kız öğrenci, üniversite, premenstrual sendrom, sıklık
Erişkin Radius ve Ulna Kırıkları

Erişkin Radius ve Ulna Kırıkları

Authors: Abuzer ULUDAĞ, H. Bayram TOSUN, Sancar SERBEST
( 0 downloads)
Abstract

Radius ve ulna dirsekde humerusla, el bileğinde karpal kemiklerle ve hem dirsekde hemde elbileğinde kendi arasında karmaşık bir eklemleşme oluşturan ön kolda yer alan iki uzun kemiktir. Özellikle pronasyon ve supinasyonda her iki kemiğin orta diafizinin açısal dizilimi elin fonksiyonları açısından önem arz etmektedir. Erişkinlerde sık görülen ön kol kırıklarındaki yanlıĢ kaynamalar elin fonksiyonlarında kayıpla sonuçlandığı için bu bölge kırıklarının takip ve tedavisinde çok dikkatli olunmalıdır. Bu makalede erişkin radius ve ulna kırıklarının tanı ve tedavisindeki güncel yaklaşımlardan bahsedilecektir.

Keywords: Radius, ulna, diaphysis fracture, supination, pronation

About Europub

EuroPub is a comprehensive, multipurpose database covering scholarly literature, with indexed records from active, authoritative journals, and indexes articles from journals all over the world. The result is an exhaustive database that assists research in every field. Easy access to a vast database at one place, reduces searching and data reviewing time considerably and helps authors in preparing new articles to a great extent. EuroPub aims at increasing the visibility of open access scholarly journals, thereby promoting their increased usage and impact.