Anatolian Journal of Emergency Medicine

Anatolian Journal of Emergency Medicine

Basic info

  • Publisher: Türkiye Acil Tıp Derneği
  • Country of publisher: turkey
  • Date added to EuroPub: 2019/Dec/06

Subject and more

  • LCC Subject Category: Emergency Medicine, Medicine
  • Publisher's keywords: Trauma, Cardiovascular Emergencies, Toxicology, Gastrointestinal Emergencies, Emergency Medicine
  • Language of fulltext: english, turkish

Publication charges

  • Article Processing Charges (APCs): No
  • Submission charges: No
  • Waiver policy for charges? No

Editorial information

Open access & licensing

  • Type of License: Other
  • License terms
  • Open Access Statement: Yes
  • Year open access content began: 2018
  • Does the author retain unrestricted copyright? False
  • Does the author retain publishing rights? False

Best practice polices

  • Permanent article identifier: None
  • Content digitally archived in: LOCKSS
  • Deposit policy registered in: None

This journal has '31' articles

Karbonmonoksit Zehirlenmesi ile Acil Servise Başvuran Hastalarda Noninvaziv Nabız CO-oksimetre ile Kan Gazı Analizinin Karşılaştırılması

Karbonmonoksit Zehirlenmesi ile Acil Servise Başvuran Hastalarda Noninvaziv Nabız CO-oksimetre ile Kan Gazı Analizinin Karşılaştırılması

Authors: Sinan KAYA, Mehtap BULUT, Behçet VARIŞLI, Yalçın KATI, Ulaş KARAOĞLU
( 0 downloads)
Abstract

Giriş: Karbon monoksit (CO) zehirlenmesinin tanısı için klinik şüphe, güvenilir bir anamnez ve kan gazında yüksek karboksihemoglobin (COHb) düzeyinin saptanması gereklidir. Bu çalışmadaCO zehirlenmesi ile acil servise başvuran hastalarda noninvaziv nabız CO-oksimetre ile kan gazı analizinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Metod: CO zehirlenmesi şüphesi olan ve çalışmaya dahil edilmeye uygun 18 yaş ve üzeri hastalarda, acil servis başvurusu esnasında arteriyel/venöz kan gazı alınmış ve nabız CO-oksimetre ile SpCO düzeyleri ölçülmüştür. ROC analizi yapılarak sensitivite, spesifite, negatif prediktif değer (NPD) ve pozitif prediktif değer(PPD) saptandı. İki ölçüm metodu arasındaki uyumu değerlendirmek için Bland-Altman analizi kullanıldı. Bulgular: Çalışma toplam 213 hasta üzerinde prospektif olarak yapılmıştır. Hastaların 133’ü (%62) kadın olup ortalama yaş 38±15’tir.Uyum sınırları -6.5 ila 9,9% COHb(bias %1,7, kesinlik %4,1). CO ölçümü için sınır değeri 23, sensitivite %97,2, spesifite %80,4, NPD %96,6, PPD %83 olarak hesaplanmıştır. Kan gazı analizi ile nabız CO-oksimetre arasındaki uyum katsayısı değeri (0,868) anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur. Sonuç: Nabız CO-oksimetre, kan gazı ile karşılaştırıldığında CO zehirlenmesinde hızlı ve hassas bir biçimde tanı koymaktadır ve hem hastane öncesi dönemde hem de acil servislerde CO zehirlenmesi için bir tarama testi olarak kullanılabilir.

Keywords: Karbon monoksit (CO) zehirlenmesi, noninvaziv nabız CO-oksimetre, kan gazı analizi, acil servis
Tıp Fakültesi Öğrencilerinin Afet-Acil Durumlar Hakkında, Bilgi Tutum ve Davranışlarının Değerlendirilmesi

Tıp Fakültesi Öğrencilerinin Afet-Acil Durumlar Hakkında, Bilgi Tutum ve Davranışlarının Değerlendirilmesi

Authors: Evren Arslan, Mustafa Burak Sayhan, Ömer Salt
( 0 downloads)
Abstract

Afetler, sosyal ve ekonomik etkileriyle olduğu kadar, sağlık boyutuyla da toplumları etkileyen önemli olaylardır. Afet tıbbı eğitimi, Türkiye’de de mezuniyet öncesi tıp eğitimine ne kadar entegre edilmeye çalışılsa da, yetersiz süre ve büyük oranda uygun olmayan eğitim tarzıyla verilmeye çalışılmıştır. Biz bu çalışmada tıp fakültesi öğrencilerinin afet tıbbı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını tespit etmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem Bu çalışma 858 katılımcı ile 10 Mayıs 2016 ile 25 Haziran 2016 tarihleri arasında, yüz yüze anket uygulanması yöntemiyle gerçekleştirildi. Bulgular Katılımcıların %44.6’sı erkek, tüm katılımcıların yaş ortalaması 21,57± 1,98 yıl idi. Katılımcıların %41.5’i afet tanımı ile ilgili soruya doğru yanıt verdiler. Katılımcıların %72,6’sı önceden herhangi bir dönemde afet eğitimi almadıklarını belirtiler. Katılımcıların %91.8’i bu eğitimin acil tıp branşı tarafından verilmesini istediler. Katılımcıların %51.2’si herhangi bir afet tatbikatında yer almadığını belirtirken, %79.4’ü (n=676) afet durumunda gönüllü olarak çalışmayı istediklerini belirttiler. Gelişen afet türlerinde katılımcıların büyük bir çoğunluğu kişisel tahmini bilgi ve müdahale düzeylerini yetersiz olarak ifade ettiler. Sonuç Etkin, kapsamlı, kanıta dayalı afet tıbbı eğitimi; afet sonrasında görev alabilecek hem bilgi hem de pratik uygulamalar açısıdan daha nitelikli hekimlerin yetişmesine katkı sağlayacaktır. Elde edilen veriler ışığında; Tıpta Uzmanlık Kurulu Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Sistemi tarafından oluşturulan ve yayımlanan Acil Tıp Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Müfredatında yer alan afet tıbbı klinik yetkinlik eğitimlerinin, mezuniyet öncesi tıp eğitimi müfredatına da konulması gerektiğini düşünmekteyiz

Keywords: Acil tıp, Eğitim, afet
Bir Kitlesel Organizasyona Ait Sağlık Çadırı Başvurularının Analizi

Bir Kitlesel Organizasyona Ait Sağlık Çadırı Başvurularının Analizi

Authors: Hayrullah YÖNAK, Serkan Emre EROĞLU, Emin PALA, Mehmet Muzaffer İSLAM, Gökhan AKSEL, Ferhat Yakup SUÇEKEN
( 0 downloads)
Abstract

Ülkemizde yıllar boyunca birçok nedenden dolayı çok sayıda kalabalık toplantı yapıldı. Bu etkinliklerde birçok sağlık uzmanı da çalışmıştır. Bu çalışmanın amacı, bir sağlık tesisinin açılması için toplanan binlerce insan arasında Acil Sağlık Çadırına kabulleri değerlendirmektir. Metod Bu retrospektif çalışmada, sağlık kuruluşunun açılışında acil sağlık çadırına başvuran katılımcılar alınmıştır. Acil tıp hekimi ve hemşiresi tarafından kaydedilen tüm müdahaleler çalışma sürecimizde incelendi ve SPSS v25 (Chicago, Illinois) istatistik programında analiz edildi. Tartışma Çalışmamızda 19 hastanın acil tıbbi çadırına başvurduğu belirlenmiştir. Başvuran hastaların 3'ü erkek, 16'sı kadındı ve yaş ortalaması 50,5 ± 23,45 idi. En sık başvuru nedeninin% 52,6 ile “kendini iyi hissetmediği” görülmüştür. Hastaların 9'u tedavi edilmeyen sağlık çadırında değerlendirilirken, 10'u acil servise yönlendirildi. Şikayetler ve cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. (p = 0,783) Ancak, acil tıbbi çadırlara başvurma nedenleri ile bu çadırdan elde edilen sonuçlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. (p = 0.001) Kısa bir takip süresinden sonra acil durum çadırından taburcu olan 9 hastanın 7'sinin (% 77.8) kadın olduğu belirlendi. Çevresel faktörlere uzun vadeli maruz kalma, kalabalığın ortaya çıkardığı sorunlar ya da bireylerin kendi etkenlerinden kaynaklanan problemler, özellikle açık alan toplantılarında sağlık sorunlarının daha yaygın nedenleri olarak görülmektedir. Her ne kadar çalışmamızın tek bir toplantıdan veri alması nedeniyle sınırlı bilgiye sahip olmasına rağmen, daha kapsamlı çalışmalar için ön bilgi sağlamaktadır. Bu çabalardaki artışla birlikte acil tıbbi çadırlar her yönüyle yeniden tasarlanabilir veya önleyici tedbirler çeşitlendirilebilir.

Keywords: Tıbbi Çadır, Acil Servis, Kitlesel Toplanımlar
Bir Tıbbi Blog Sitesindeki Makalelerin Retrospektif Analizi

Bir Tıbbi Blog Sitesindeki Makalelerin Retrospektif Analizi

Authors: Erkman Sanri, Sinan Karacabey, Murat Çetin, Özge Onur, Arzu Denizbaşı
( 0 downloads)
Abstract

Tıp blogları belirli bir konu hakkında bilgiyi ve deneyimi paylaşmak için popular yöntemlerdir. TATD®Toksikoloji çalışma grubu toksikoloji bloğu yayınlamaktadır. Bu makale okurların okuma alışkanlıklarını göz önüne alarak blogda yayınlanmış yazıların retrospektif araştırmasıdır. Sonuçlar kalitatif olarak sunulmuştur. Tümüne bakıldığında 481 gün boyunca yayınlanmış 75 blog makalesi ve postası mevcuttur. Sonuçlarımıza göre popular halk sağlığı ile ilgili konularda yazılan blog yazıları klasik hasta tedavisi hakkındaki yazılardan daha fazla okunmaktadır.

Keywords: Blog, Tıp Eğitimi, TATD, Toksikoloji
Vertigo, ataksi ve nistagmus: Karbamazepin intoksikasyonu

Vertigo, ataksi ve nistagmus: Karbamazepin intoksikasyonu

Authors: Ataman Köse, Cumali Turan, Seyran Bozkurt, Hamit Genç, Yasin Uysal
( 0 downloads)
Abstract

Akut toksisite görülebileceği gibi karbamazepin kullananlarda kronik toksisite görülebilmektedir ve bu nedenlerle acil servise başvuru olabilmektedir. Karbamazepin toksisitesinde nörolojik bulgular ön plandadır. Denge bozukluğu, baş dönmesi ve şuur değişikliği ile acil servise getirilen ve takip ve tedavi sırasında karbamazepin zehirlenmesi düşündüğümüz 18 yaşındaki bir olgu aktif kömür ve hemodiyaliz ile tedavi edilmiştir. Karbamazepin kullanan ve nörolojik semptomlarla acil servise başvuran hastalarda karbamazepin intoksikasyonu akla gelmelidir. Tedavisinde aktif kömür ve erken dönemde uygulanacak olan hemodiyaliz çok faydalı olabilmektedir.

Keywords: Karbamazepin, acil servis, hemodiyaliz
Pelvik fraktürün eşlik etmediği yüksek enerjili künt travmaya bağlı ekstraperitoneal mesane rüptürü: iki olgunun bildirimi

Pelvik fraktürün eşlik etmediği yüksek enerjili künt travmaya bağlı ekstraperitoneal mesane rüptürü: iki olgunun bildirimi

Authors: Haldun Akoğlu, Ömer Faruk Çelik, Serkan Emre Eroğlu, Özge Onur, Arzu Denizbaşı
( 0 downloads)
Abstract

Künt batın travması, özellikle mesane dolu iken meydana geldiyse, mesane rüptürüne yol açabilir. Mesane rüptürü hastalarının %70 ila %97’sinde eşlik eden bir pelvik kırık da olduğu gösterilmiş olup tanıda altın standart retrograd sistogramdır. Bu olgu serisinde, üretral kontrast ile yapılan retrograd BT sistografi ile tanısı konulan iki farklı ekstraperitoneal tip IV mesane rüptürü olgunu bildiriyoruz. Literatürün aksine, her iki vakada da yüksek enerjili künt travmaya ragmen pelvik kırık belirlenmemiştir. Her iki vakada da epidural ve subdural kanamalar görülmesi bu hastaların maruz kaldığı yüksek enerjili travmayı kanıtlamaktadır. Her iki vaka da basit kateterizasyon ve drenaj ile tedavi edilmiştir. Mesane rüptürü pelvik kırık olmaksızın da görülebildiğinden künt batın travmasında retrograd BT sistografinin vazgeçilmez bir tanısal test olduğu görüşündeyiz. Meada kan olmaması ya da pelvik kırık görülmemesinin mesane rüptürü olmadığının birer göstergesi kabul edilemeyeceği inancındayız

Keywords: Künt batın travması, özellikle mesane dolu iken meydana geldiyse, mesane rüptürüne yol açabilir. Mesane rüptürü hastalarının %70 ila %97’sinde eşlik eden bir pelvik kırık da olduğu gösterilmiş olup tanıda altın standart retrograd sistogramdır. Bu olgu serisinde, üretral kontrast ile yapılan retrograd BT sistografi ile tanısı konulan iki farklı ekstraperitoneal tip IV mesane rüptürü olgunu bildiriyoruz. Literatürün aksine, her iki vakada da yüksek enerjili künt travmaya ragmen pelvik kırık belirlenmemiştir. Her iki vakada da epidural ve subdural kanamalar görülmesi bu hastaların maruz kaldığı yüksek enerjili travmayı kanıtlamaktadır. Her iki vaka da basit kateterizasyon ve drenaj ile tedavi edilmiştir. Mesane rüptürü pelvik kırık olmaksızın da görülebildiğinden künt batın travmasında retrograd BT sistografinin vazgeçilmez bir tanısal test olduğu görüşündeyiz. Meada kan olmaması ya da pelvik kırık görülmemesinin mesane rüptürü olmadığının birer göstergesi kabul edilemeyeceği inancındayız
TAKTİKSEL TIP

TAKTİKSEL TIP

Authors: MEHMET ALİ KARACA
TAKTİKSEL TIP 2019/Dec/06
( 0 downloads)
Abstract

Taktiksel tıp, kolluk kuvvetlerinin görevlilerinin faaliyetleri süresince yakın tıbbi desteğin sağlanmasıdır. Son yıllarda gerçekleşen kitlesel ateşli silah yaralanmaları (KSAY) taktiksel tıbbın gelişmesine yardımcı olmuştur. Askeri tıp pratiğinden kazanılmış deneyimler, savaş yada saldırı ortamında kitlesel sivil yaralılara alanda erken tıbbi yardım verilmesi ve yara bakımının travma hastalarında hayatta olasılığını artırdığı ve alanda görev yapan kolluk ekibinin görevini başarıyla tamamlamasını sağladığını göstermiştir. Askeri tıp ve acil tıp birlikteliği rehberlerin oluşturulması, geliştirilmesi ve revizyonu için çok büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca acil tıp hekimleri tarafından gerçekleştirilen taktiksel tıbbın içinde yer alan bakım ve operasyonel işlemler, Amerikan Acil Tıp Bord’unun (ABEM) yapısı içinde acil tıbbi müdahale yapısı içinde yer alan yeni bir alt uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Rutin travma yönetimi ve taktiksel tıp arasındaki fark hastanın tıbbi değerlendirmesi ile başlar. Taktiksel tıpta, birincil değerlendirmede, hava yolu, solunum ve dolaşımın (ABC) değerlendirilmesini başlatmadan önce erken ve agresif kanama kontrolüne daha fazla önem verilmektedir. Taktiksel tıp uygulamaları sıklıkla düşman ateşi altında, zor coğrafi koşullarda gerçekleştirilmektedir. Taktiksel tıp eğitimi de gerçek koşullara simüle edilerek oluşturulan ortamlarda gerçekleştirilmelidir. Taktiksel tıpta hekimin rolü değişebilmesine rağmen her zaman koruyucu hekimlik, eğitim ve tıbbi yardım sağlama rolleri devam etmektedir. Bu nedenle doktorlar taktiksel tıp ekibinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Taktiksel tıp, acil tıp, travma yönetimi ABSTRACT Tactical medicine is to provide close medical support during the activities of law enforcement officers. Massive shooting injuries and mass casualty injuries in recent years have helped to develop tactical medicine. Experiences from military medical practice have shown that providing early medical care in the field and wound care increases the likelihood of survival in trauma patients and enables the law enforcement team successfully complete the task in the battle or attack environment. Association of military medicine and emergency medicine have great importance for the creation, development and revision of guidelines. In addition, the care and operational procedures included in the tactical medicine performed by emergency physicians are considered as a new subspecialty within the American Emergency Medicine Board (ABEM). The difference between routine trauma management and tactical medicine begins with the patient's medical evaluation. In tactical medicine, in the primary evaluation, early and aggressive bleeding control is more emphasized before initiating the evaluation of airway, respiration and circulation (ABC). Tactical medicine applications are often carried out under enemy fire and in difficult geographic conditions. Tactical medical training should also be performed in environments created by simulating real conditions. Although the role of the physician in tactical medicine may change, the roles of preventive medicine, education and medical assistance are continuing. For this reason, doctors are becoming an indispensable part of the tactical medical team.

Keywords: Taktiksel tıp, acil tıp
Acil Serviste t-Pa Uygulanmış Akut Pulmoner Tromboemboli Tanılı Hastaların İncelenmesi

Acil Serviste t-Pa Uygulanmış Akut Pulmoner Tromboemboli Tanılı Hastaların İncelenmesi

Authors: Omer Salt, Sule Yakar, Polat Durukan, Necmi Baykan, Nuri Tutar, Mustafa Burak Sayhan
( 0 downloads)
Abstract

Amaç: Bu çalışmada acil serviste Pulmoner Tromboemboli (PTE) tanısı alan ve trombolitik tedavi uygulanan hastaların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Metod: Üçüncü basamak bir üniversite hastanesi acil servisine başvuran ve 9 yıl içinde PTE tanısı nedeniyle trombolitik tedavi uygulanan hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Bilgisayarlı tomografi anjiyografi (BTA), ekokardiyografi (EKO), doppler ultrasonografi, D-dimer ve diğer laboratuvar parametreleri PTE tanısı koymak için kullanılmıştır. Hastaların tıbbi kayıtlarından Wells’ skorları hesaplanmıştır. Ayrıca hastalarda trombolitik tedavi sonrası tercih edilen medikal tedavi, gelişen komplikasyonlar ve hastaların sonlanış biçimleri incelendi. Çalışmaya dahil edilen hastaların PESI değerleri hesaplanarak prognoz değerlendirilmesi yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 59 hasta dahil edildi. Hastaların 29’u (%49,2) erkek, 30’u (%50,8) kadındı. Hastaların yaş ortalaması 58,1 idi. Klinik sınıflandırmaya bakıldığında; 31 (%52,5) hasta yüksek riskli PTE, 28 (%47,5) hasta yüksek riskli olmayan PTE olarak gruplandırılmıştır. Hastaların komorbid hastalıkları, acil servise başvuru şikayetleri, PTE için risk faktörleri ve acil serviste çekilen elektrokardiyografileri incelenmiştir. Hastaların temel demografik ve klinik verileri listelenmiştir. Hastaların acil serviste bakılan arter kan gazı, tam kan, biyokimya, troponin ve d-dimer tetkik sonuçları kaydedilmiştir. Hastalarda t-PA kullanımı sonrası gelişen komplikasyonlar incelendiğinde; 2 hastada hematüri, 1 hastada hemoptizi, 3 hastada cilt altı hematom ve bir hastada rektus kılıfı hematomu geliştiği saptanmıştır. Sonuç:Bizim görüşümüze göre bu çalışmadan çıkan en önemli sonuç; yüksek riskli olan PTE grubunda PESI değerlerinin daha yüksek olması dışında, trombolitik tedavi süreci ve sonrası gelişen komplikasyonlar açısından her iki grup arasında önemli bir fark saptanmamış olmasıdır. Daha geniş hasta gruplarını içeren prospektif çalışmaların yapılması yararlı olacaktır.

Keywords: Acil Servis, İntravenöz t-PA
Koroner Anjiyografi Hastalarındaki Damar Patolojlerinin Başvuru Anındaki Vital Bulgularının, Hikayesinin, Ek Hastalıklarının, Kullandığı İlaçların ve EKG Bulgularının Oluşturduğu Risk Oranlarının Tespiti

Koroner Anjiyografi Hastalarındaki Damar Patolojlerinin Başvuru Anındaki Vital Bulgularının, Hikayesinin, Ek Hastalıklarının, Kullandığı İlaçların ve EKG Bulgularının Oluşturduğu Risk Oranlarının Tespiti

Authors: Tanju Taşyürek, Sinan Karacabey, Erkman Sanrı, Kerem Ali Kabaroğlu, Haldun Akoğlu, Özge Onur, Arzu Denizbaşı
( 0 downloads)
Abstract

Acil servisimize başvuran ve akut koroner sendrom (AKS) tanısıyla aynı hastanenin koroner anjiyografi laboratuvarında peruktan koroner girişim (PKG) uygulanan hastalarda tespit edilen koroner damar patolojilerini, geriye doğru bakarak hastaların acil servise başvurdukları zaman tespit edilen vital bulguları, fizik muayene sonuçları, EKG bulguları ve özgeçmiş özellikleri (kronik hastalıklar, kullandığı ilaçlar ve alışkanlıklar) ile karşılaştırılarak, bir risk oranı tespit edilip edilemeyeceği araştırılmıştır. GEREÇLER VE YÖNTEM Çalışmada 01.01.2015 ile 31.01.2016 tarihleri arasında acil servise başvurup, koroner anjiyo laboratuvarında PKG uygulanan, 18 yaş üstü, erişkin hastaların kayıtlar retrospektif olarak taranmıştır. AKS tanısı alan hastalar vaka, almayanlar ise kontrol grubu olarak yapılandırılarak, bir vaka-kontrol çalışması formatı hazırlanmıştır. Elde edilen veriler demografik özellikler, kronik hastalıklar ve sigara kullanımı, kullanılmakta olan ilaçlar, vital bulgular ve ağrı tipi, EKG bulguları ile AKS tipi (STEMI, NSTMI, anstabil anjina) olarak beş grupta toplanmış ve analiz edilmiştir. BULGULAR Çalışmamızın hasta grubunu 108 erkek (%77,7), 31 kadın (%33,3) hasta oluşturmuştur (toplam 139). Hastalardan 5 (%3,6) tanesi arrest haliyle başvurmuş olup, çalışma popülasyonunun ortalama yaşı 61,4 yıldır. Başvuru anındaki medyan vital bulgular normal sınırlarda olmakla beraber hafif hipertansiyona eğilim gözlenmekteydi. Başvuru belirtisi tipik ve atipik anjina ile uyumlu hasta oranı birbirine denkti (%47,5 ve %48,9). AKS tipi incelendiğinde en sık NSTMI olduğu görüldü (%80). Bunu ikinci sıklıkta STEMI izledi. Hastaların anjiyo sonuçlarında, en az tıkalı olan, bir diğer ifadeyle %20’den az darlık olan damar LMCA olarak tespit edildi. %70’den fazla obtrüksüyon tespit edilen damar %79 ile LAD oldu. RCA ve Cx’de buna yakın değerlerde (sırasıyla %72 ve 68) tıkanıklık saptandı. TARTIŞMA Çalışmanın epidemiyolojik sonuçları değerlendirildiğinde genel literatür ile uyumlu bilgilere ve dağılımlara ulaşıldı. Acil hastaların triyajında vital bulgular tüm hastalarda kayıt edilmekte ve alan yönetimi ve triyaj bu bulgulara göre yapılmaktadır. Bu bulgularda hastaların tanı ve tedavisine yön verecek veya risk sınıflaması yapacak şekilde anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu genel dünya literatürü ile uyumlu bir sonuçtur. Hastaların %22,3’ünde özgeçmişte daha önceden bilinen KAH mevcuttur. Yaklaşık her beş hastanın dördünde KAH varlığı bilinmemektedir. PKG sonuçlarına göre hastaların tıkanma olan ve olmayan koroner kan akımları hakkında yeterli bilgi sahibi olunmuştur. Bizim serimizde de EKG bulguları ile koroner arterlerde olan tıkanıklıklar incelendiğinde NSTEMI ve STEMI tanısı alanların neredeyse tamamında non-obstrüktif AKS bulgularına rastlanmıştır. SONUÇ İleri yaş, erkek cinsiyet varlığı istatistiksel anlamlılık gösterirken diğer parametrelerin anjiyografik olarak damar tıkanıklığı olmaması ile anjiyografide tam tıkanıklık tespit edilmesi riskini öngörmede istatistiksel bir anlamlılık görülmemiştir. Bizim serimizde mevcut kullanılan risk değerlendirmeleri açısından farklı bir bulguya rastlanılmamıştır.

Keywords: acil servis, akut koroner sendrom, peruktan koroner girişim, koroner anjiyografi, STEMI, NSTEMI, NST-AKS
Early Prognostic Values of Cardiac Biomarkers in ST elevation Myocardial İnfarction patients that underwent Percutaneous Coronary Intervention

Early Prognostic Values of Cardiac Biomarkers in ST elevation Myocardial İnfarction patients that underwent Percutaneous Coronary Intervention

Authors: Can Aktaş, Gökçe Akgül Karadana, Elif Değirmenci, Yoldaş Demirtaş, Şevki Hakan Eren
( 0 downloads)
Abstract

Objective To assess the early prognostic values of admission cardiac biomarkers; CKMB (Creatine kinase MB isoenzyme), hs-Troponin T (high-sensitivite troponin T) and BNP (Brain natriüretic peptide) in patients with STEMI (ST elevation myocardial infarction) by determining the association of these markers with mortality, Gensini scores and LAD (Left Anterior Descending artery) involvement prospectively. Materials and Methods The current study was performed through the six month period on seventy STEMI patients admitted to ED who underwent to percutaneous coronary intervention (PCI). Admission first cardiac biomarker values measured within 6 hours, patient demographics and clinical characteristics (age, gender, PCI results, LAD involvement) and Gensini scores calculated in regards to PCI results were recorded. Associations of each cardiac biomarker (CKMB, hs-Troponin T, BNP) with the presence of mortality and LAD involvement were calculated. Correlation between biomarker levels and gensini scores were sought with Spearman correlation coefficients test. Results BNP (p=0.005) and hs-Troponin T (p=0.002) were associated with increased mortality. There was no association between mortality and the first admission value of cardiac biomarkers (BNP, CK-MB, hs-troponin T) with Gensini score (p>0.05). Higher BNP values indicated higher LAD (+) lesion probability (p<0.05) while no association between LAD (+) lesion and the other biomarkers (CKMB, hs-Troponin T) (p>0.05). Conclusions Acute STEMI with high BNP and hs-Troponin T levels predict increased mortality and needs more serious treatment and close follow-up. Additionally higher BNP levels suggest a potential LAD (+) lesion which is closely related with mortality. Admission BNP and hs-Troponin T values indicate early prognostic outcome in STEMI patients, however they don’t point out the severity of the lesions.

Keywords: Myocardial infarction, Biomarkers
ACİL SERVİSE BAŞVURAN GERİATRİK YAŞ GRUBU HASTALARIN KLİNİK, DEMOGRAFİK VE MALİYET AÇISINDAN İNCELENMESİ

ACİL SERVİSE BAŞVURAN GERİATRİK YAŞ GRUBU HASTALARIN KLİNİK, DEMOGRAFİK VE MALİYET AÇISINDAN İNCELENMESİ

Authors: Behçet Varışlı
( 0 downloads)
Abstract

GİRİŞ: Dünyada ve Türkiye’de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı gün geçtikçe artmaktadır. Acil servislerin (AS) kullanımının da yaşlı hastalarda normal popülasyona göre daha sık olduğu bildirilmektedir. Toplam sağlık harcamalarının önemli bir kısmı bu yaş grubundaki hastalar için yapılmaktadır. AS’e travma dışı şikayetlerle başvuran, geriatrik yaş grubundaki hastaların klinik, epidemiyolojik ve maliyet verilerini inceleyerek; ihtiyaç duydukları sağlık hizmetinin özelliklerini ve maliyetlerini belirlemeyi amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: İMÜGEAH AS’ine Ağustos 2012-Ekim 2012 tarihlerinde, hafta içi saat 08:00-17:00 arasında, farklı günlerde, art arda, travma dışı şikayetlerle başvuran acil tıp hekimlerince değerlendirilen, tedavi ve takip amaçlı müşahade edilen geriatrik yaş gurubundaki 400 hasta retrospektif incelenerek gerçekleştirildi. Hastaların geliş şikayetleri, fizik muayene bulguları, istenen tetkikleri ve konsultasyonları, müşahade süreleri, yatış-taburcu-ex oranları ve maliyetleri hesaplandı. Çıkan sonuçlar geriatrik yaş alt grupları arasında karşılaştırıldı. Sonuçlar %95’lik güven aralığında, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen hastaların %44’ü erkek %56’sı kadındır, %34’ü 65-74 yaş arası, %44,3’ü 75-84 yaş arası %21,3’ü 85 yaş üstüdür. Hastaların yaş ortalaması 77,85±8,25 yıl olarak saptandı. Hastaların %46,3’ü taburcu olurken %53,3’ünün hastaneye yatışı yapılmıştır. Hastalardan 2’si (%0,5) exitus olmuştur. Ambulans ile gelen hastaların yatış oranları (%32,4) diğerlerine göre yüksek bulunmuştur. Hastaların AS’de ortalama müşahade süreleri 431,58 ± 340,54 dakika olarak saptandı. Hastaların maliyetleri hesaplamış ve Ort±Ss 173,69±96,19 TL olarak bulunmuştur. 85 yaş üstü grubun maliyetleri diğer yaş alt gruplarından yüksek saptandı. Müşahade süresi 0-4 saat arasında olan hastaların maliyetleri diğer hastalara göre anlamlı olarak düşük saptandı. 12-24 saat müşahede de kalan hastaların maliyetleri ise diğerlerine göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Ambulans ile gelen hastaların maliyet ortalamaları diğer şekilde gelen hastalara göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Yoğun bakım ve nöroloji servisine yatırılan hastaların maliyet ortalamaları diğer servislere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. SONUÇ: Yaşlı hastaların acil sağlık hizmetlerinden yeterli ve verimli faydalanabilmesi gerekir. Bunun için yeni düzenlemelerin yapılması gereklidir. AS’deki geriatrik hastalar ve maliyetleriyle ilgili daha fazla çalışma yapılmalıdır.

Keywords: acil, geriatri, maliyet
CASE REPORT: SERTRALINE RELATED NEUROLEPTIC MALIGNANT SYNDROME

CASE REPORT: SERTRALINE RELATED NEUROLEPTIC MALIGNANT SYNDROME

Authors: Mehmet Muzaffer İslam, Hatice Şeyma Akça, Deniz Tengerek
( 0 downloads)
Abstract

INTRODUCTION: Neuroleptic Malignant Syndrome (NMS) is a potentially mortal disease which presents with hipertermia, extrapyramidal symptoms, otonomic nervous system disorders and unconsciousness. Diagnosis is difficult, the most important determining factor is the sudden interruption of anti-Parkinson’s drugs and the reduction of their dosage. In this study, we aimed to describe a case report of a patient with Neuroleptic Malignant Syndrome due to long-term use of sertraline. CASE: A 72 year old woman was brought to the emergency department with a complaint of confusion and fever. The patient was confused and looking apathetic. The patient was hypertensive, had a body temprature of 38.5C and had a stiff neck and motor weakness in the right upper and lower extremities. Urgent neurological intervention was not considered by the neurologists because cranial CT and diffusion MRI showed no signs of hemorage or infarction. Lumbar puncture was performed. No pathological sign was found in the cerebrospinal fluid. Meningitis and encephalitis was not considered by the infectious diseases department. During the follow-up, the patients relatives revealed that the patient was being given 100mg sertraline each day for the last 7 days. These symptoms were thought to be due to NMS, and the patient started to recover with antihypertensive, antipiretic and supportive fluid therapy. The patient was consulted to the psychiatry and was hospitalized to the intensive care unit with a diagnose of Neuroleptic Malignant Syndrome. DISCUSSION AND CONCLUSION: Neuroleptic Malignant Syndrome (NMS) is one of the neurological emergencies and can be mortal. It is usually seen due to use of antipsycothic drugs (like haloperidol) or abrupt discontinuation of dopaminergic drugs. All NMS cases might not show all the characteristic symptoms. It should be remembered that the early fluid and supportive therapy is crucial and NMS can be caused by different drugs.

Keywords: Case Report, sertraline, Neuroleptic Malignant Syndrome
Kemoterapiye bağlı gelişen El-Ayak Sendromu Olgusu

Kemoterapiye bağlı gelişen El-Ayak Sendromu Olgusu

Authors: Ömer Salt, Çağdaş DERDİYOK, Mustafa Burak SAYHAN
( 0 downloads)
Abstract

Antrasiklin grubu bir antineoplastik ilaç olan Lipozomal doksorubisin (LD), agresif seyirli non-Hodgkin lenfoma, dirençli over ve meme kanserleri ve AIDS ile ilişkili Kaposi sarkomunun tedavisinde kullanılmaktadır. Bu tür kemoterapötiklerin nadir, doza bağımlı yan etkilerinden birisi olan “el-ayak sendromu”, hastaların ilk olarak acil servise başvurmaları nedeniyle bilinmesi gereken bir yan etkidir. Bu yazıda metastatik over karsinomu nedeniyle lipozomal doksorubisin tedavisi alımı sonrası acil servise ellerde ve ayaklarda kızarıklık şişlik ve ağrı şikayetleriyle başvuran ve el ayak sendromu tanısı konulan bir vakadan bahsedilecektir.

Keywords: Acil servis, lipozomal doksorubisin, el ayak sendromu
Epiploik Apandisit: Nadir görülen bir akut karın ağrısı vakası

Epiploik Apandisit: Nadir görülen bir akut karın ağrısı vakası

Authors: Ömer Taşkın, Ayça Açıkalın Akpınar, Nezihat Rana Dişel
( 0 downloads)
Abstract

Epiploik Apandisit (EA) cerrahi akut batın ile karışabilen, appendiks epiploica’nın akut inflamasyonuna bağlı bir durumdur. Biz bu yazıda sol alt kadran ağrısıyla acil servise başvuran 22 yaşında bir erkek hastayı bildiriyoruz. Hastanın muayenesinde hafif taşikardisi, hassasiyeti ve defansı vardı ve beyaz küresi yüksekti. Hastaya bilgisayarlı tomografi kullanılarak epiploik apandisit tanısı konuldu. Hasta ağrı kontrolü ve takip için genel cerrahi servisine yatırıldı. Herhangi bir komplikasyon veya cerrahi operasyon olmadan taburcu edildi. Epiploik apandisit bulantı, kusma, ateş gibi bulguları olmayan izole karın ağrılı hastalarda akla gelmesi gereken bir durumdur. Bu yazıyı yazmaktaki amacımız karın ağrılı hastalarda bu tanıyı da hatırlatmak ve hastalara gereksiz cerrahi girişimi önlemektir.

Keywords: epiploik apandisit, cerrahi acil, karın ağrısı
ACİL SERVİSTE YÜKSEK AKIMLI OKSİJEN TEDAVİSİ

ACİL SERVİSTE YÜKSEK AKIMLI OKSİJEN TEDAVİSİ

Authors: ÖZGE ECMEL ONUR, Arzu Denizbaşı, Çiğdem Özpolat
( 0 downloads)
Abstract

Dispne, acil servise gelen hastaların en yaygın şikayetlerinden biridir. Oksijen tedavisi acil serviste önemli bir rol oynar. Geleneksel oksijen tedavisinin bazı yan etkileri ve kısıtlılıkları mevcuttur. HFNC (nemlendirilmiş yüksek akışlı nazal oksijen), günümüzde hipoksemik solunum yetmezliği olan hastalarda yaygın olarak çalışılmaktadır. HFNC, fizyolojik sıcaklıklarda (37 ◦C) ve nem seviyelerinde (44 mg H20 / L) geniş konsantrasyonlarda (% 100'e kadar FiO2) ve akış hızlarında (60 L / dk'ya kadar) oksijen verilmesine olanak sağlar. Burun kanülü ile rahat kullanım olanağı sunar. HFNC, yüksek akış, nemlendirilmiş oksijen, sabit FiO2 ve pozitif hava yolu basıncı sağladığından ve ölü alanı azalttığından, geleneksel oksijen terapisine kıyasla bir çok avantaja sahiptir. Çalışmalar HFNC kullanan hastalarda daha iyi oksijenlenme göstermiştir; bununla birlikte, PaCO2'deki değişiklikler çalışmalar arasında farklılık göstermektedir. HFNC, pozitif son ekspiratuar basınca (PEEP) benzeyen pozitif bir hava yolu basıncı (faringeal seviyede 2 ila 8 cmH2O arasında) üretir. HFNC, nazofarengeal boşluğun önemli, akışa bağlı bir “CO2 yıkama etkisi” sağlar, bu da anatomik ölü alan havalandırmasını ve dolayısıyla CO2 yeniden solunmasını azaltır. Acil servislerde özellikle hipoksemik solunum yetmezliği ve ayrıca hiperkapnik solunum yetmezliği, preintübasyon oksijenasyonu, akut kalp yetmezliğinde kullanılabilir. Ancak, özellikle ileriye dönük randomize çalışmalar açısından sınırlı veri bulunmaktadır. Burada HFNC ile ilgili klinik çalışmaları ve acil servisteki kullanım alanlarını gözden geçirmek istedik.

Keywords: Yüksek akımlı oksijen tedavisi, acil servis, hipoksemik solunum yetmezliği

About Europub

EuroPub is a comprehensive, multipurpose database covering scholarly literature, with indexed records from active, authoritative journals, and indexes articles from journals all over the world. The result is an exhaustive database that assists research in every field. Easy access to a vast database at one place, reduces searching and data reviewing time considerably and helps authors in preparing new articles to a great extent. EuroPub aims at increasing the visibility of open access scholarly journals, thereby promoting their increased usage and impact.