Bela Kavramına Teolojik Açıdan Güncel Bir Yorum: Lut Kavmi Örneği
Journal Title: ULUSLARARASI DORLİON AKADEMİK SOSYAL ARAŞTIRMALAR DERGİSİ (DASAD) - Year 2024, Vol 2, Issue 2
Abstract
Kelam ilmi zamana ve mekâna göre değişebilen farklı inanç, düşünce veya yorumlar ile ilgili konu ve problemleri gündemine almak suretiyle dinamikliğini ve canlılığını sürekli olarak ayakta tutabilmektedir. Bu çerçevede günümüz insanlarının başlarına gelen belalar ve musibetler karşısında ne yapmaları ve nasıl düşünmeleri gerektiği konusu, Kelâm ilminin yanıtlaması gereken bir problem olarak önümüzde durmaktadır. Kur’anî kavramların zaman içinde anlamlarının herhangi bir görüş çerçevesinde daraltıldığı veya ilmi birtakım çalışmaların sonucunda ortaya çıkan yorumlar sebebiyle genişletildiği görülmektedir. Kur’an’da kullanılan bela kavramı da bu çerçevede ele alınacak kavramlardan biridir. Daha çok denenme manasında nötr bir anlama sahip olmasına rağmen bela kavramı ekseninde çoğunlukla; musibet verme, cezalandırma, helak etme gibi Tanrı’nın eylemleriyle ilişkilendirilen olumsuz birtakım anlamlar yüklenildiği görülmektedir. Aynı kavram birbirini sınamak anlamıyla ele alındığında ise yok oluşu ya da kurtuluşu insanlar arası bir ilişki çerçevesinde gerçekleşen olaylar zincirinin bir sonucu olarak görmek de mümkün görünmektedir. Bu anlamda çalışmamız, bela kavramına ilişkin yapılan spekülatif yorumları Kelâmî açıdan ele almaya çalışacaktır. Kur’an’ı anlamanın yöntemlerinden biri de tarihi olayları gerçekliğine uygun olarak incelemek ve elde edilen yeni veriler ışığında Kur’an kavramlarının semantik anlamları üzerinde yeniden dil çalışmaları yapmayı gerektirmektedir. Bu tarz çalışmalar kavramların kazandığı yeni anlamlar ve yorumlar ışığında, aynı kavramlara ve ilişkili olduğu olaylara farklı yorumlar yapılabileceğini de göstermektedir. Çünkü çeşitli kombinasyonlara açık sosyolojik olaylar farklı birçok sebep ve sonuç ilişkisi ortaya koyabilmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada denenme yoluyla farklı problemlere muhatap olan insanın, başına gelen sorunların kaynağının neler olabileceği ve sonuçlarının onun geleceğine nasıl yansıyacağı ele alınmaktadır. Bu noktada helak edildikleri zikredilen toplumlardan biri olan Lut kavminin homoseksüellik eylemleriyle denendikleri ve işledikleri bu suç sebebiyle bölgedeki tüm canlıların cezalandırılmaları, Tanrının eylemleri ve suç-ceza dengesi bakımından adaletli görünmemektedir. İradeli veya iradesiz herhangi bir kulun bizzat kendi hatası veya müdahalesi olmaksızın Tanrının kulunu denemek için bela vermesinin teolojik açıdan uygun olup olmadığı konusu, günümüz açısından incelenmeye ve analiz edilmeye değer bir çalışma niteliği taşımaktadır.
Authors and Affiliations
Ümit ELSÖZ
Mu’tezile’de Bireyi Bilgiye Ulaştırmada Nazar ve Hâtırın İşlevi
Mu’tezilî düşüncede akıl yürütme, dinden öncedir ve vaciplerin ilki olmayı hak eder. Bu nedenle Allah’ın özel lütfu olan aklı kullanması insanın ilk görevidir. Çünkü insan, düşünerek olası zararları kendisinden uzaklaştı...
Gün Ve Geleceği Iskalama Tercihinin Aşkın Formu: Kutsal Gelenek Perspektifi
Öz Geçmişi ve dahi kutsal yaşanmışlık süreçlerini tanıma babında her daim ilkesel duruş üzerinden hareket etmek gerekmektedir. Aksi takdirde dünü değerlendirme yerine kutsal form hâline getirme iradesi öne çıkacaktır. H...
Hilmi Ziya Ülken’in Din Anlayışı
Avrupa’da meydana gelen bilimsel, ekonomik ve sosyolojik gelişmelerle birlikte ortaya çıkan toplumsal yapıdaki farklılaşmalar Avrupa dışı coğrafyaları da etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu da bu gelişmelerden etkilenmiş...
A Crime against Humanity and the Tragedy of Genocide: An Evaluation That Israel Should Be Sued for State Terrorism against Palestinians
Israel, which has been oppressing the people of the region, especially Muslims, since its establishment in the Palestinian territories, acts almost like a terrorist organization. As a recent development, since October 7,...
Mısır’dan Dünyaya Bakmak: İbn Abdülhakem ve Fütûhu Mısr Adlı Eseri
Mısır, Mağrib ve Endülüs tarihi hakkında bilinen en eski eser, İbn Abdülhakem’in Fütûhu Mısr ve ahbâruhâ adlı eseridir. Eser bu özelliğinden dolayı kendisinden sonra gelen müellifler için vazgeçilmez bir kaynak olmuştur....